Ramazanı ardımızda bırakıp hicri 10. aya, Şevval'e ulaştık. Peki, bu aya neden Şevval denildi dersiniz? Sözlükte 'yukarı kaldırmak', 'yükselmek' manalarına gelen şevval ismi verilmeden önce bu ay, İslam'dan önce değişik şekillerde adlandırılmıştır. 'Arab-ı âribe' döneminde 'tâbi olan, uyan, asil, esas' anlamlarındaki 'vağıl', 'Arab-ı baide' döneminde ise 'davetsiz misafir' anlamında 'dâbir' denilmiştir.

Ramazandan sonraki aya Şevval denilmesiyle ilgili rivayetler muhtelif. Yazın çok sıcak geçtiği dönemde develerin sütünün azalması, yılın çok sıcak bir dönemine denk gelmesi gibi…

Lakin Cahiliye döneminde Şevval 'uğursuz' sayılırdı. Bu sebeple Araplar bu ayda nikâh kıymazlardı. İslamiyet gelince bu inanç ortadan kalktı. Peygamber Efendimiz (sav) Hazret-i Âişe ile Şevval ayında nikâhlanarak bu inancın yanlışlığını gösterdi.

Arapçada şevl kökünden türeyen Şevval, İslam'dan sonra faziletiyle öne çıkan aylardan biri oldu. Öyle ki, Sahih-i Müslim'deki bir hadise göre Peygamber Efendimiz “Her kim Ramazan orucunu tutar ve ardı sıra Şevval'den altı gün daha oruç tutarsa bütün sene oruç tutmuş gibi olur” diyerek bu ayda tutulan oruca önem atfetmiştir. Son olarak Şevval hac aylarının da ilkidir.

Bu ay İslam tarihinde önemli gazvelere sahne olmuştur. En dikkat çekeni 3 Şevval 3/23 Mart 625'te cereyan eden Uhud Gazvesi olmakla birlikte Beni Kaynuka, Huneyn ve Taif gazveleri de bu ayda cereyan etmiştir.

Osmanlı'da Tanzimat'a kadar memurların tevcîhatları, yani günümüz tabiriyle tayin işlemleri Şevval ayı içinde yapılmaktaydı. Peygamberimizin gazvelerinin bu ayda gerçekleşmesinin bu uygulamada etkisi var mıdır bilinmez, ancak uğur getirsin diye (teberrüken) yapılmış olma ihtimali göz ardı edilemez.

Biz de Osmanlı belgelerinde 'mükerrem' sıfatıyla anılan Şevval ayının Ramazan Bayramı'yla birlikte hane ve kalplerimize uğur ve bereket getirmesini dileyelim.

Yeni Şafak