Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Kahramanmaraş'ta Müftülük Meydanı'nda toplu açılış törenine katıldı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın açıklamalarının satır başları şöyle: 

Türkiye'nin sigortasıdır Maraş, garantisidir. Çünkü bu şehir, düşman işgaline karşı kimseden yardım beklemeden, destek beklemeden kendi başına direnmiş bir şehirdir. Bu şehrin insanları kendi iradeleriyle organize olmuş, kendi bilekleri ve yürekleriyle düşmanı 12 Şubat 1920'de bağırlarından söküp atmıştır. 

 

Türk Milleti Sütçü İmam'ın attığı o ilk kurşunla, Rıdvan Hoca'nın harladığı hürriyet ateşini, her saldırıda yeniden yükseltmiştir. Bugün de ülkemizin ve milletimizin başına bir musibet bela olursa buna ilk ve en güçlü tepkilerden birisi Kahramanmaraş'tan gelir. Nitekim 15 Temmuz'da İstanbul'da, Ankara'da sokaklarda, meydanlarda Sütçü İmam'dan bayrağı devralan zeybekler, efeler, uşaklar, dadaşlar, gakkoşlar kol geziyordu.

Dün ülkemizi işgale gelen İngilizin, Fransız'ın, onların maşaları olanların karşısına sadece yüreğimizle, bileğimizle karşı çıkmıştık. 15 Temmuz'da da günümüzün işgalcilerinin FETÖ ve yandaşlarının, onların maşası, kölesi olarak halkıma silah çekenlerin karşısında aynı mücadeleyi verdik. 248 insanım şahadete yürüdü. Onlar F-16'larla, tanklarla, helikopterlerle saldırdı.


"İDAM BANA GELİRSE ONAYLARIM"

569 milyon lira bedeli olan eserlerin resmi açılışını yapıyoruz, hayırlı olsun. Şimdi hedef 16 Nisan'da "evet" oylarını halletmek ve bunun arkasında parlamentoda inanıyorum ki, bu konu (idam konusu) gündeme gelecektir. Parlamentodan bunun geçeceğine de inanıyorum. Bu bana geldiğinde ben bunu onaylarım.

 

Çünkü, bunu onaylamak boynumun borcudur. Şehitlerimize bunun hesabını veremem. Allah'a bunun hesabını veremem. Bir katili affetmek devletin yetkisinde değildir. Avrupa Birliği, Hans, Corc böyle diyor, bunlar beni ilgilendirmiyor; Ahmet ne diyor, Mehmet ne diyor, Ayşe ne diyor, Fatma ne diyor, Allah ne diyor beni o ilgilendirir.

TARİHİ BİR KARAR

Yeni ve tarihi bir kararın arefesindeyiz. Kökleri oldukça eskiye dayanan yönetim anlayışımızda yeni bir yola giriyoruz. Cumhurbaşkanılığı sistemine geçmeyi istiyoruz. Milli iradenin tecellisinin üzerinde kara bulut gibi dolaşan vesayet güçlerinin devri, şahıslara bağlı değil, bu devir tamamen katılıyor. Sağolsun MHP'li kardeşlerimle el ele vermek suretiyle bu süreci birlikte götürüyoruz.

 

Birilerinin 16 Nisan'da yapılacak halkoylamasına bambaşka anlamlar yüklemeye çalışması kafanızı karıştırmasın. Onlar Kasım 2002 seçiminden beri aynı çarpıtmayı yapıyorlar. Tekrar ve tekrar aynı hezeyanları ortaya saçmaktan geri durmuyorlar.

Biz geldiğimizde iktidara 30 yaşında seçilme hakkı vardı. Seçme 18, seçilme 30. Dedik ki, seçilmeyi 25'e indirdik. Seçilme yaşı her yerde 18, bizde niye olmasın? Genç, dinamik, üretken bir parlamento olacak. Şimdi son günlerde ne diyorlar, 'Eski Türkiye bugünden daha iyiydi' diyorlar. Onların hayalindeki Türkiye'de hükümetler, 25 günlük hükümetler kuruldu.

Biz gelene kadar hükümetlerin ömrü 16 ay. 16 aylık hükümetlerle bir ülke ayakta, dik durabilir mi? İşte o Türkiye bizi bitirmiştir. Siyasi çekişmelerin, ekonomik krizlerin anamızı ağlattığı o günleri unutmadınız değil mi? Benzin, ekmek, gaz yağı kuyruklarını unutmadınız değil mi? İşte o Türkiye tek parti döneminin Türkiyesidir. Siz bu ülkede parti il başkanlarının valilik yaptığını bilir misiniz? Şimdi böyle bir şey gündeme gelse kıyamet kopar değil mi? Bu ülkeyi bunlar ileri götürür müydü? Ülkemizi patinaj yaptırmanın ötesinde geri götürdüler.

GÖZÜ DÖNMÜŞ BİR ŞEKİLDE SALDIRIYORLAR

Şimdi Meclis'te varlığı pamuk ipliğine bağlı zayıf bir hükümet olsun istiyorlar. Bu puslu havayı kendilerine ikbal devşirmek için kullanmak istiyorlar. Biz 14 yıldır Türkiye'yi alacakaranlık kuşağından uzak tutmak için mücadele ettik. Birilerinin aklının fikrinin eski Türkiye'de kalmasını engelleyemedik. 16 Nisan birilerinin umutlarını kapatıyor. O yüzden böyle hırsla, gözü dönmüş şekilde saldırıyorlar.

KARAKTERSİZ DEĞİLİM

Yeni Anayasa değişikliğiyle getirilen Cumhurbaşkanlığı sistemi tüm gücü milletimize teslim edince feverana başladılar. Biliyorlar ki bu millette karşılıkları yok. Bunların itirazı sisteme değil millete. Bunlar Tayyip Erdoğan'a değil millete karşı. Ben bir faniyim, 16 Nisan'a çıkacağıma garanti var mı, yok. Bizler faniyiz, millet kalıcı. Bunca mücadeleyi nefsim için isteyecek kadar karaktersiz değilim.